Vajinismus Nedir? Vajinismus Nedenleri? Vajinismus Tedavisi Nasıldır?

Vajinismus Nedir? Vajinismus Nedenleri? Vajinismus Tedavisi Nasıldır?


Vajinismus genel olarak 10 kadından 1’in de görülebilen, fiziksel ve tıbbi bir neden olmaksızın partneri ile penis vajina ilişkisine yönelik bir cinsel birliktelik yaşayamama veya vajinal muayeneye karşı dahi direnç oluşturma hali olarak da tanımlanabilir. Vajinismus, İngilizce olarak bakıldığında “Vaginismus”  adıyla her ne kadar büyük bir tıbbi bozukluk gibi görülse de, bir hastalık gibi dursa da aslında bu durumun asıl anlamı “Vajinal kasların istemsiz kasılması” dır. Yani vajinal açıdan hiçbir problem olmamasına karşın partneri ile ilişkiye girememe söz konusudur. 
Vajinismus sürecinde doğru tanı aşaması çok önemlidir ilk önce bir kadın doğum uzmanı tarafından genital muayene yapılması ve tıbbi bir engel olmadığı takdirde detaylı değerlendirme için özellikle ruh sağlığı alanında çalışan psikoloji, psikiyatri vs. eğitimi almış cinsel terapiste yönlendirme yapılmalıdır. Alınan bilgiler ışığında sorunun tam olarak vajinismus veya başka bir cinsel bozukluk olup olmadığı değerlendirilmeli sonrasında danışana genel olarak cinsel terapi sürecinin formülasyonu yapılarak danışana bilgi verilmelidir.
Bir sonra ki aşamada da iyi bir psikolojik görüşme ile birlikte kişinin sorununun vajinismus, disparoni, cinsel isteksizlik, cinsel tiksinti bozukluğu veya partnerin cinsel problemi vs. olup olmadığı ayırt edilmeli sorunun ne olduğu tam anlamıyla anlaşılarak cinsel terapiye ona göre başlanmalıdır. Örneğin erkeğin sertleşme (erektil disfonksiyon) sorunundan dolayı orgazm olamayan bir çiftin vajinismus dışında başka durumları da ele alması, iyi bir değerlendirme sonrası cinsel terapi sürecine girilmesi gerekmektedir.
Diğer cinsel terapilerde olduğu gibi vajinismus terapisinde de bir çok ekol, yöntem vardır ancak genellikle uygun görülen yöntem bilişsel – davranışçı psikolojik görüşmelerdir. Bu görüşmelerde birkaç önemli kural vardır ancak bunların içinde belki de en önemlisi çiftin seanslara birlikte katılmasıdır çünkü bu sorun kişinin tek başına yaşamış olduğu bir sorun değildir. Ancak çiftler birlikte gelseler de seans içinde bireysel olarak da ayrı ayrı zaman ayrılmaktadır. 
Cinsel terapi seansları yöntem olarak normal bir psikolojik görüşme nasılsa o şekildedir ancak çiftlerin gizlilik çerçevesinde rahat olmaları ve cinsel terapide işe yarayacak olan önemli bilgileri de detaylandırarak anlatması istenir. 
Vajnismus tedavisi çözümü olabilen bir problemdir. Çünkü o bölge de sadece kasların istemsiz olarak kasılması durumu vardır yoksa diğer kadınlar gibi vajinismus tanısı alan kadında genital açıdan sağlıklıdır ve ilişkiye girebilecektir. Sadece bunun için cinsel terapi seanslarına önem vermek ve yaklaşık 10-12 seans sürebilecek seanslara çiftin aktif katılım sağlaması yeterli olabilmektedir. Nadiren geçmişe yönelik travmatik durumlar içeren vakalarda bilinçaltı çalışmalarda yapılarak çözüme ulaşması amaçlanmaktadır.
Geçmiş demişken vajinismusun nedenlerine baktığımızda biraz geçmişe gitmemiz gerekir çünkü en büyük nedenlerden biri toplumsal olarak bize vurgulanan cinselliğin yanlış olduğuna yönelik vurgulamalardır. Tam da bu noktada aile içi tutumlar, cinsellikle ilgili bilgileri nasıl öğrendiği, mit dediğimiz cinsel olarak efsaneleşmiş yanlış inançlar (kilitlenme , aşırı kanama düşüncesi vs.), anne-baba tutumları, ortam koşulları vs. gibi birçok faktör ele alınmalıdır. Kadının kendi vücudu ile de barışık olmaması, cinsel hazdan ziyade bunu bir iş gibi görmesi, sürekli günah işliyorum, kötülük yapıyorum düşüncesi, bakirelik ile ilgili yanlış inanışlar cinsel ilişkiye girememenin başlıca nedenleridir. Ülkemizde her 10 kadından birinde görülebilen vajinismus vakası oranının neden bu kadar yüksek olduğu nedenlere bakılınca kolayca anlaşılabilir. Ancak klinik tecrübelerim doğrultusunda kliniğe başvuran vajinismus vakalarına baktığımda gelme sebepleri genellikle çocuk isteği oluyor, eşiyle olması gereken cinsel eylemi, yaşaması gereken cinsel hazzı ikinci plana atıyor bu da sonuç odaklı olunduğu için işi daha da zorlaştırıyor. 
Özellikle ülkemizde çevresel baskılar, ortam ve koşullar özel hayat için çok uygun olamayabilmektedir. Örneğin bana, özellikle kırsal kesimden gelen vakalarda kayınpeder, kayınvalide, diğer büyükler ile bir arada geniş aile biçiminde evde kalmak, özel odalarının olmaması veya olsa dahi kapının ayıp olacağı düşüncesiyle kitlenememesi yada yan odadan ses duyulur vs. gibi endişelerle özel hayat yani cinsel hayat tam anlamıyla yaşanamadığı görülmektedir. Geçenlerde kocanın (erkeğin) savunmalar, dirençler içinde kadını zorla psikolojik görüşmeye getirdiği haliyle alınan öyküde tam da yukarıda anlattığım gibi yani kadının kayınvalide ve kayınpederinin yan odada bulunduğu ki bu kerpiçten yapılmış evi düşündüğümüzde sesin kolayca gittiği bir oda da cinsel ilişkiye zorlandığı bilgisini almış olduk. Öncelikle bu durumun erkeğe doğru bir dille ve direnç oluşturtmadan anlatmak gerekirdi ki zaten vajinismus terapisinde altın kural olarak diye geçen “eşlerin birlikte psikolojik görüşmeye gelme şartları” bu durumlarda çok fazla önem taşımaktadır. Bu vakada erkeğin kadına olan ilgisini, evin şartlarını değiştirebildiği, müsait bir ortam yaratabildiği takdirde bu işin rahatlıkla çözülebileceğini konuştuk ki haliyle böyle de oldu sonrasında kadın daha rahat bir ortam da verilen ödev ve egzersizleri rahatlıkla yapıp, psikolojik görüşmeler sayesinde de çok hızlı bir yol kat ederek vajinismus durumunu çözmüş oldular ancak bu iş sadece çözüldükten sonra tekrar eskiye dönülmesi gereken bir durum değil çünkü özellikle kadın kendini yine ruhsal ve fiziki anlamda rahat hissetmediği durumlarda hele ki eşinin zorlamasına maruz kaldığı takdirde düşük bir ihtimal de olsa tekrar vajinal kasılmaları olabilecektir. Düşük bir ihtimalden kastımız artık kadında cinselliğin hazzını aldıktan sonra bilinçaltında vajinanın penisi içine alabileceğine yönelik olumlu algısı ile bir kez daha vajinismik bir durumun oluşması zorda olsa düşük bir ihtimal olarak yine koruyucu bir destek almaları ve yine ailevi değerlere, bireyselliklere, iletişime önem vermeleri gerektiği belirtilmektedir.
Bizim ülkemizde yukarıda anlatılan ortam ve koşullar ile aile baskısı vajinismusun nedenleri arasında ön sıralarda yer almaktadır. Az gelişmiş ülkelerde Türkiye’de vajinismus olan kadınların yaşadığı sebepler hemen hemen benzer olarak görülmektedir. Ancak batı toplumlarında görülen vajinismus belirtileri yine o bölge de hakim olan dini inancın yanlış aktarımlarla cinselliği kötü, pis, günah olarak algılamaları cinsel problemlere neden olabilmektedir. Bunun dışında gelişmiş toplumlar da da olsa kadın içgüdüsü ve ruhsal yapısı yine büyük benzerlikler gösterdiği üzere, kadının, erkeğin ilgisini tam olarak göremediği, duygusallıktan ziyade cinsel sonuca yönelildiği takdirde kadın bilinçaltında kendini geri çekme yöntemi olarak vajinal kasılmalar sergileyebilmektedir. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi piramidinde gösterildiği gibi cinsellik her ne kadar fiziksel bir ihtiyaç olarak görülse de cinselliğin oluşabilmesi için yeme, içme, kişisel, duygusal tatmin, kendini tehlikeden uzak hissetme gibi diğer ihtiyaçlar düşünüldüğünde cinselliğin piramitte ki yerinin tartışma konusu olabileceğini düşünmekteyim veyahut bu durumu bir kısır gibi algılayabilmekte mümkün. Yani her ne kadar kişisel tatmin, tehlikeden uzakta hissetme, başkalarına karşı kabul edilmek gibi piramidin üstünde yer alan ihtiyaçlar olmadan cinsellik yaşamak kolay olmayacağı gibi cinsellik olmadan da duygusal, kişisel tatmin, başarı gibi ihtiyaçlar yerine kolay gelmemektedir.
Yine vajinismus problemine baktığımızda sorunun kaynağı bilinçaltında ki yoğun olumsuz duygulardan oluştuğu üzere karmaşık bir bulmaca gibi gelse de vajinismusun çözümü uygun bir cinsel terapi ile sağlanabilmektedir.
Sonuç olarak en büyük dürtülerimizden biri olan cinsellik ve kadınlardaki doğurganlık iç güdüsü birleştiğinde bu vajinismus sorunu çok önemli bir yer sorundur. İyi bir cinsel terapist, iyi bir cinsel terapi ve süreçte aktif, istekli olan bir çift olduğunda yani bu üçgen oluştuğunda vajinismusta çözüm çok daha kolay olacaktır. Sağlıklı bir cinsel yaşam, çocuk sahibi olma isteği yani hem kendini hem eşini mutlu etmek herkesin doğal hakkıdır. Umudunuzu kaybetmeden, korkularınızdan arınarak sağlıklı bir evlilik ve cinsel yaşam için psikolojik destek alınmalıdır. 
 
Saygılarımla.

 

UZMAN KLİNİK PSİKOLOG BERK KARAOĞLU

ÖZEL BERK KARAOĞLU AİLE DANIŞMA MERKEZİ


Geri
Eskişehir Web Tasarım